Depresyonda olup olmadığınızı merak ediyorsanız aÅŸağıdaki belirtilere bir göz atın. EÄŸer bunlardan birkaçı; yaÅŸamınızı, iliÅŸkilerinizi ve iÅŸlevselliÄŸinizi bozacak düzeyde ÅŸiddetli ise ve birkaç haftadır sizi etkilemeye devam ediyorsa mutlaka bir psikiyatriste baÅŸvurun.
Major depreyon her yaÅŸta görülebilen ancak orta yaÅŸlarda ve özellikle de 40-50 yaÅŸları arasında daha sık izlenen bir hastalıktır. Kadınlarda erkeklere göre iki misli fazla oranda rastlanır. Kabaca söylenecek olursa her 4 kadından birisi ya da her 8-10 erkekten birisi yaÅŸamları boyunca bir major depresyon epizodu geçirmektdir. Bu kiÅŸilerin de %50-80inde hastalığın bir ya da birden çok sayıda nüksetme olasılığı bulunmaktadır. KiÅŸilerin kan bağı olan aile üyelerinde depresyon geçirmiÅŸ diÄŸer kiÅŸilerin bulunması hastalık riskini arttırmaktadır.
Depresif duygudurum depresif bozukluÄŸun temel özelliÄŸidir. Depresyonun baÅŸlangıcında hastalar duygulanımda bir azalma hissederler. YaÅŸadıkları zaman dilimine ait ruh haline giremezler. Yapılan esprilere gülemez, yaÅŸamlarındaki bazı keyif verici geliÅŸmelerden tatmin ve mutlu olamaz, gruptaki diÄŸer kiÅŸilerin sevincine katılamazlar.
Depresyon ilerledikçe kendilerini daha mutsuz hissederler, kederli düÅŸüncelere dalarlarve olayları olumsuz tarafı ile deÄŸerlendirirler. Kendilerine dönük yaÅŸamaya baÅŸlarlar. Hastaların büyük kısmı kendilerini sabahları daha kötü hissederler. Yeni güne baÅŸlamakta zorlanırlar.
İlgi azlığı çoÄŸunlukla çökkün duygudurum ile birlikte bulunur. Hasta daha önce iÅŸine ve çevresine gösterdiÄŸiilgiyi gösteremez, daha önce yapmaktan zevk aldığı etkinliklerden zevk alamaz hale gelir.
Anksiyete (kaygı) depresyonun tanısı için gerekli olmasa da depresif duygudurum ve ilgi azlığından sonra üçüncü sıklıkla izlenir. Depresyondaki hastalar kendilerini gergin hisseder ve rahatlayamazlar. Engellenmeye karşı tahammülsüzlük gösterirler. Anksiyeteye genellikle bedensel belirtiler de eÅŸlik eder. Çarpıntı, göÄŸüste aÄŸrı, rahatsızlık hissi, terleme, baÅŸ aÄŸrısı, baÅŸ dönmesi olabilir. Panik bozuklukla birlikte görülebilir.
Ağır depresyon söz konusu olduÄŸunda kiÅŸiler acı veren uyaran ya da olaylara duygusal tepki veremez hale gelirler.
Depresyonda düÅŸüncenin sürecinde, akışında ve içeriÄŸinde bozukluklar izlenir. Hastaların sözel anlatımda zorlandığı, sorulan sorulara cevap vermede büyük çaba harcadığı izlenir. Dikkatini sorulan soruya toplamakta zorluk yaÅŸar. Melankolik tip major depresyonda hastaların hiç konuÅŸmadıkları da olur. Hastaların düÅŸünce içeriÄŸinde de olumsuz düÅŸünceler yer alır. Büyük oranda suçluluk ve deÄŸersizlik hissi yaÅŸarlar. Genellikle geçmiÅŸteki anıları arasında kendilerini suçlu hissedecekleri yaÅŸantıları hatırlarlar. Bunlar dışardan bakan bir insan için bazen kabul edilebilirken bazen de saçma gelebilir. Hastaların yaÅŸadıkları suçluluk konusunda çevreden gelecek telkin, öÄŸüt ya da gerçeklerin onun düÅŸündüÄŸü gibi olmadığının söylenmesinin bir yararı olmaz. Kendini suçlama, hayali günahları için kendini kınama duyguları bazı hastalarda o dereceye ulaşır ki hasta kendini cezalandırma amacıyla intihara yönelebilir. Zaten intihar duygularının altında yatan iki önemli duygudan biri "suçluluk" biri de " umutsuzluk" duygusudur.
Hastaların benlik saygılarında azalma sonucu yoÄŸun bir biçimde deÄŸersizlik ve yetersizlik duygusu yaÅŸadıkları izlenir. Hasta kendine olan güvenini kaybeder, artık bir iÅŸe yaramadığı kendisine ve çevresine bir faydası olamayacağı aksine insanlara yük olduÄŸu ya dda zarar vermeye baÅŸladığı ÅŸeklinde düÅŸünceler ifade etmeye baÅŸlayabilir. Özellikle ağır depresyonda suçluluk düÅŸüncelerinin hezeyan niteliÄŸi daha belirgin ÅŸekilde izlenir.
Hastalarda kendisini, çevreyi ve dünyayı olumsuz görme ile geleceÄŸi olumsuz görmeden oluÅŸan bir üçlü izlenebilir. Depresyonlu hastaların bu olumsuz deÄŸerlendirmelerinin altında depresyonun yol açtığı biliÅŸsel çarpıtmalar yer almaktadır.
Hastalar çoÄŸunlukla gerek yavaÅŸlayan düÅŸünce süreci gerekse kafalarındaki yoÄŸun karamsar düÅŸüncelerin etkisiyle karar vermede zorlanır ya da karar veremez hale gelirler. Bu karasızlık gündelik ayrıntılarda olduÄŸu kadar önemli konularda da izlenebilir. Bu nedenle depresyon döneminde hastaların önemli yaÅŸamsal konularda karar vermemeleri bu kararlarını ertelemeleri istenir. Hastaların yaklaşık %25inde hafif düzeyde bedensel uÄŸraÅŸlar vardır. Kendi vücutlarını beÄŸenmeme, geçmeyen baÅŸ, göÄŸüs, karın aÄŸrıları, sırt ve bel aÄŸrıları izlenir.
Hastalar dini, ekonomik, ailevi ve cinsel konularda takıntılı ve çoÄŸunlukla suçluluk duygusu yaratan düÅŸüncelerini ya da intihara ve ölüme ait bazı düÅŸünceleri takıntılı biçimde ve kafalarından bir türlü atamadan sürekli olarak düÅŸünür hale gelebilirler. Depresyon hastalarının %75inde ölme isteÄŸi ve intihar düÅŸüncesi izlenir. Özellikle melankolik özellik gösteren depresyonda daha fazla intihar görülür. Kadınlarda intihar giriÅŸimi daha fazla , ölüm oranı azken, erkeklerde giriÅŸim sayısı az ancak ölüm oranı fazladır. Bazı hastalarda ise gıda reddi ya da alkol alıp süratli araç kullanımı gibi yüksek risk içeren davranışlar da intihar eÅŸdeÄŸeri sayılabilir.
DüÅŸüncelerin yavaÅŸlaması ile birlikte psikomotor yavaÅŸlamanın bir parçası olarak konsantrasyon güçlüÄŸü de izlenebilir. Hastalar iÅŸlerini sürdürmekte, okula devam etmekte, ders çalışmakta , okuduklarını anlamakta güçlük çekerler. Depresyonlu hastalarda gerek istemli, gerekse istemsiz dikkatin azaldığı izlenir. Unutkanlık hastanın dikkatini ve düÅŸüncelerini belirli bir konuda yoÄŸunlaÅŸtıramaması ile ilgilidir.
Depresif hastalarda nadiren varsanı ve yanılsama gibi yaÅŸantılar izlenir. Bunlar genellikle suçlayıcı temalar içerir.
Enerjide azalma, yorgunluk, bitkinlik sık görülür. Bu belirtiler kadınlarda daha çok izlenir. KiÅŸi gündelik iÅŸlerini yerine getirmek için gerekli gücü kendinde bulamaz. En basit iÅŸler bile büyük bir çabayı gerektirir hale gelir. Açlık hissetmez ve yeme ihtiyacı duymazlar. Yeterli miktarda yemek yemediklerinden kilo kaybetmeye baÅŸlarlar. Bazı hastalarda da iÅŸtah azalmasının tersine iÅŸtah artışı görülebilir.
Cinsel istek kaybı depresyonun baÅŸlangıç aÅŸamalrında ortaya çıkan ve buna karşın tedaviyle en geç düzelen yakınmalardan birisidir. Depresyonda erkek hastalarda cinsel ilgide azalma, ereksiyon zorluÄŸu, ejakülasyonun gerçekleÅŸmemesi ya da tam bir cinsel yetersizlik görülebilir. Kadınlarda da cinsel ilgi azalır ama bunu dile getirmezler.
Hastaların %90ı uyku düzensizliÄŸi yaÅŸarlar. Bazı hastalarda gece uykunun sürekliliÄŸi bozulur, bazıları da alışılagelmiÅŸ uyku saatlerinden 2-3 saat önce uyanır, sıkıntı verici karamsar düÅŸüncelerle boÄŸuÅŸmaya baÅŸlarlar. Depresyonun daha ÅŸiddetli olduÄŸu durumlarda gece uykusuzluÄŸu daha yoÄŸun olabilir. Bazı hastalarda da uyku azalmasının tersine uyku da artış gözlenir.
Psikomotor yavaÅŸlama çoÄŸu depresif hastada izlenen bir tablo olup, genç hastalarda yaÅŸlılara oranla daha sık görülür. Hastanın mimiklerinde, jestlerinde, konuÅŸma hızında, yürümesinde, hareketlerinde yani hemen her alanda bu yavaÅŸlama izlenebilir.
Psikomotor hareketlilik yani ajitasyon hastanın yaşadığı sıkıntı ve bunaltı duygusunun motor davranışlarla dışa vurumudur. Hasta olduğu yerde durmakta ve oturmakta zorlanır.
Neo Rezonans hakkında detaylı bilgi için
Neo Rezonans Antalya
sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Copyright © 2015 Antalya Terapi Psikiyatri. Web Programlama - Maxantalya