drsevilayzorlu@gmail.com
TEL : 0242 316 98 99
Cetad Antalya Bölge Temsilcisi
Alkol Madde Bırakma
REZONANS TERAPİLERİ İLE ALKOL VE MADDE NASIL BIRAKILIR?

 

  • Alkolü tamamen bırakmak isteyen ya da azaltmak isteyen kişiler rezonans terapileri ile alkolü bırakma sürecini zorlanmadan geçirebilirler.
  • FREKANS SİLME 3 seans olarak çoğu durum için yeterli olur.
  • Kişinin alkol isteği azalır
  • Alınan alkol miktarı otomatik olarak azalır
  • Kişinin alkolü tamamen bırakması kolaylaşır
  • Rezonans terapisi sonrasında üç temel etki oluşur.

1-Kişiden kullandığı alkolün elektromanyetik frekansı silinerek alkolden alınan zevk azaltılır veya tamamen yok edilir.

2-Alkolün özellikle karaciğer ve diğer organlara verdiği zararlar büyük ölçüde ortadan kaldırılır.

3-Terapinin detoks etkisi alkol kullanımı nedeniyle birikmiş toksik maddeleri temizler

  • Alkole bağlı özellikle bel bölgesinde oluşan yağ birikimi, inflamasyon, ateroskleroz (damar sertliği), ileride oluşabilecek kalp krizi ve inme riski azaltılır.
  • İlk seans sonrası alkolden alınan zevk azalır
  • Terapi tamamlandığında alkol kişi için anlamını, zevkini tamamen kaybeder.
  • Kişinin bağımlılık düzeyine göre bu seanslar alkol bırakma konusunda yeterli olabilir ya da bilinen klasik yöntemlere destek olarak kullanılabilir.

ALKOLÜ BIRAKMAK KİM İÇİN, NASIL BİR TERAPİ?

  • Alkol bırakma; kişinin organik ve genetik özelliğine, alkolün türüne, kullanım sıklığı ve miktarına, kişinin çevresel etkenlerine göre KİŞİYE ÖZGÜ olarak uygulanan bir yöntemdir.
  • Alkol bıraktırma terapisinde amaç alkol alma isteğini ve alkol alımındaki zevki azaltma yoluyla travmatik olmayan bir şekilde, kolayca alkolü bıraktırmaktır.
  • Alkol bağımlılığı kişinin ruhsal yapısı ile birebir bağlıdır.
  • Uzun süreli psikiyatrik destek tedavisi önemlidir.
  • Bach Çiçekleri ile ruhsal duruma yönelik elektronik homeopati, elektronik akupunktur terapileri uygulanarak tedavi desteklenir
  • Kişinin isteğine ve durumun ciddiyetine göre seçilecek farklı rezonans terapileri, birbirini tamamlayacak şekilde birlikte kullanılır

REZONANS İLE ALKOL BIRAKMA TERAPİLERİ NASIL YAPILIR?
KAÇ SEANS GEREKİR?

  • Bağımlılıklar için özelleştirilmiş rezonans terapisi “FREKANS SİLME” işlemidir.
  • Kişinin içtiği alkol cinsleri üzerinden yapılan frekans silme işlemi, birçok durum için yeterli olabilir
  • Alkolü bırakmak için yapılan uygulamalarda kişinin sık içtiği alkol cinsi rezonans cihazının içine konulur ve frekans tespiti yapılır.
  • Bağımlılık yapmış olan maddeden alınan elektromanyetik titreşimler vücuttan silinerek kişinin fiziksel bağımlılığı ortadan kaldırılır.
  • Kişi, uygulama sırasında rahat bir koltukta oturur ve ellerinde, cihazın elektrotlarını tutuyor haldedir. Ayaklar ise, özel iletken plakalara basıyor durumdadır.
  • Bütün seans 30 – 50 dakika arası sürer. Etki ilk seansla birlikte başlar.
  • Bu sırada bir rahatlama-sakinlik hali yaşanması ve hafif sersemlik hissedilmesi doğaldır. Seans bittiğinde ortadan kalkar ve sizi işinizden alıkoyacak ya da araba kullanmanızı engelleyecek bir durum değildir.
  • Seans gecesi rahat bir uyku
  • Seanslar 3 gün arayla yapılan 3 seans genellikle yeterli olmaktadır.
  • Rezonans terapileri detoks temelli terapilerdir. O günlerde özellikle çok fazla su içilmesi, saunaya gitmek, küvet içinde zaman geçirmek vücudun temizlenebilmesi açısından önemlidir.
  • Daha fazla seansın gerekip gerekmeyeceğine kişisel özelliklere göre karar verilir.
  • Alkol probleminin altında genellikle kişinin ruhsal dünyasındaki karmaşa, kaygı bozuklukları, uykusuzluk, depresyon gibi psikopatolojiler için psikiyatrik destek, Bach çiçekleri terapileri eklenebilir.

ALKOLÜ BIRAKMAK İÇİN HAREKETE GEÇİN …
ALKOLÜ TAMAMEN BIRAKMAYA VEYA AZALTMAYA HAZIR MISINIZ?

  • Yeterince alkol kullandığınızı, artık bırakmanın iyi olacağını mı düşünüyorsunuz?
  • Alkol kullandığınız için kendinizi kötü hissetmeye mi başladınız?
  • Alkol kullandığınız için hayatınız olumsuz etkilenmeye mi başladı?
  • Alkolü bırakırken yaşayacağınız olumsuzluklar yüzünden alkolün zararları ile ilgili her şeyi görmezden, duymazdan mı geliyorsunuz?
  • Alkolü bırakmaya karar verdiniz ama yardıma mı ihtiyacınız var?
  • Rezonans terapileri alkolü bırakmayı kolaylaştıran bir yöntemdir
  • Terapi sonrasında kişi alkol isteğinin azalmış olduğunu net olarak hisseder.

EĞER KİŞİ YAPILAN SEANSLARDAN SONRA ALKOLÜ ALMAYA ÇALIŞIRSA;

  • Eski bildiği keyfi alamadığını, alkolün anlamsızlaştığını fark eder
  • Terapinin başarısı kişideki bağımlılığın ne ölçüde olduğuna ve kişinin asıl olarak neye ihtiyacı olduğuna göre değişir.
  • Rezonans Terapilerinin amacı; kişinin alkol ihtiyacını azaltmak ve alkolü bırakma sürecini zorlanmadan geçirebilmesini sağlamaktır.
  • Alkol bıraktırma terapileri sonucu alkol alma isteği azalır, alkol almadığında oluşan sıkıntılarI azalır ya da hiç yaşanmaz.
  • Alkolün kokusunu dahi duysa vücut “sanki ilk defa karşılaşmış” gibi tepki verir.

TAMAMEN KURTULMAK İSTEYENLER…

  • Hedef alkolden tamamen kurtulmanızı sağlamaktır.
  • Alkolden tamamen kurtulabilmeniz hayatınızdan çıkarabilmeniz için yapmanız gereken alkolün size verdiği zararları kabul etmek ve  “ARTIK İSTEMİYORUM” diyerek ilk adımı atmak, bırakma konusunda kararlı olmaktır.
  • Alkol bıraktırma terapileri sonrası vücudunuz alkolü unutur ve fiziksel isteğiniz ortadan kalkar.
  • Kişi terapiler sonrası tekrar alkol kullanmaya çalışırsa  eski tadı ve keyfi alamaz.
  • Çoğu kişi için 3 seans yeterli olurken bazı kişilerde daha fazla seans da önerilebilir.

ALKOLÜ AZALTMAK İSTEYENLER…

  • Alkol üzerinden yapılan seansların ardından alkolden eski bildiği keyfi alamadığını, alkolün eski tadını yitirdiğini, anlamsızlaştığını görür.
  • Rezonans terapileri kişinin alkol alımını azaltmak için kullanılabilir
  • Ancak bu türden bir uygulamanın etkisinin devam edebilmesi için 3-6 ayda bir, 3 seans tekrar gerekir.

SEANS ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER

  • Rezonans terapilerinin tümü detoks – temizlenme amaçlı yapılır.
  • Bu nedenle seansların öncesinde su içmeye başlamanız önemlidir uygulama sırasında vücudunuzda sıvı eksiği olmamalıdır…
  • Vücuttaki temizlenme, uygulama sırasında başlamaktadır ve vücudunuz suya ihtiyaç duyacaktır.
  • Seansın sonrasındaki günlerde de özellikle çok su içmeniz ve vücudunuza temizlenme konusunda yardım eder
  • Kurallara uymanız alkolden kolayca kurtulabilmeniz açısından çok önemlidir.
  • Vücudunuzun bir an önce temizlenebilmesi, alkol bırakma terapisinin etkinliği açısından önemlidir.
  • İşlem sonrası özellikle ilk 72 saat bol su (günlük içtiğiniz su miktarının üzerine fazladan 2 litre ve üzeri) içmeniz gerekir.
  • İlk birkaç gün detoksa bağlı vücudunuzda hafif bir alkol kokusu ya da bazen hafif kabız olabilir veya hafif halsizlik yaşayabilirsiniz.

REZONANS TERAPİLERİ İLE ALKOL BIRAKMA ORANLARI…

  • Rezonans terapileri kolay alkol bırakma yöntemidir.
  • Rezonans seansları kişilerin %92’sınde etkili olmakta yani kişilerin alkol isteği azalmakta ve bu kişiler terapinin kendilerinde yarattığı değişimi net bir şekilde hissetmektedir.
  • Yapılan çalışmalarda danışanların % 82 için 3 seans yeterli olmuş, % 10 daha fazla seans gerekmiş,  %4  yapılan tüm seanslara rağmen alkol içme isteğinde azalma, stresin azalması ya da terapinin beklenen diğer etkileri yaratılamamıştır…

Alkolü sizde bırakabilirsiniz, istemeniz yeterli olacaktır

 

 **************************************************************************

BAĞIMLILIK YAPAN ZARARLI MADDELERİN TERAPİSİ

  • REZONANS TERAPİLERİ tüm uyuşturucu maddelerin tedavisinde elimizdeki güçlü ve donanımlı bir yöntemdir
  • SİGARA, ALKOL, MADDE BAĞIMLILIKLARIN DA kullanılabilir.
  • ETKİ MEKANİZMASI bedenin maddeye karşı temizlenmesi ve madde ile karşılaştığında tepki vermemesi ile açıklanır.
  • Bağımlılıklar kişiye özgüdür ve REZONANS TERAPİLERİ yöntemiyle kişiye özgü tedavi edilir.
  • İlk terapilerde SİLME, İSTEĞİ AZALTMA ve DETOKS yapılır.
  • Toksik maddelerden ve zararlı etkilerinden kurtulur.
  • Çeşitli terapiler ile altta yatan kökeni çözmeye yönelik terapiler eklenir.
  • Ruhsal-fiziksel dengeleme, enerji çalışmaları, psikoterapi seansları uygulanır
  • Rezonans terapisinde kişinin kullandığı uyuşturucu maddenin saf ve birçok maddeden oluşan bir kompleks olması hiç önemli değildir.
  • Kişinin kullandığı uyuşturucu maddenin elektromanyetik frekansı rezonans cihazı ile ters çevrilerek geri gönderilir.
  • Maddenin frekansları tamamen silinerek, kişideki tanınmışlık durumları ortadan kaldırılır.
  • Bağımlılıkları ortadan kalkar.
  • Psikososyal bağımlılık bölümü için de kişiye özel hazırlanan psikoterapi programı ile süreç desteklenebilir.

REZONANS TERAPİLERİ İLE BAĞIMLILIK TEDAVİ SÜRECİ NASILDIR?

  • İLK GÖRÜŞMEDE kullanılan madde türü, kullanım zamanı ve yaptığı hasarlar tespit edilerek kişiye özel, kapsamlı bir rezonans ve psikoterapi programı
  • Zaman kaybetmeden aynı zamanda ilk rezonans seansı uygulanır.
  • Tüm bu terapi sürecinde kişinin karşısında değil her zaman yanında yer alınır.
  • Rezonans seansları ilerledikçe; etkisi arttıkça kişinin terapiye direnci azalır.
  • DETOKS etkisi ile zaman içerisinde uyuşturucu maddeye bağlı toksik maddelerden de organizmayı temizler
  • Uyuşturucu madde kullanımını kontrol edebildiğini gördükçe KENDİNE ve TERAPİYE güveni artar.
  • Uyuşturucu madde kullanımından eskiden aldığı zevki almamaya başlar ve uyuşturucu madde kullanmak artık anlamsız hale gelir.
  • Kişinin okul, hayat ve sosyal başarısı gittikçe artar.
  • Kişi uyuşturucu maddenin organizma içerisinde oluşturduğu toksik maddelerden ve zararlı etkilerinden kurtulur.

 

MADDE KULLANIM BOZUKLUĞU (DSM-5)

Bir yıl içinde aşağıdakilerden en az ikisi kendini göstermeli, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ve işlevsellikte düşmeye yol açmalıdır:

  1. İstendiğinden daha büyük ölçüde veya uzun süreli kullanım
  2. Maddeyi bırakmak veya kontrol altında tutmak için istek veya sonuç vermeyen çabalar
  3. Maddeyi elde etmek, kullanmak veya etkilerinden kurtulmak için gerekli etkinliklere çok zaman ayırma
  4. Madde kullanımı için çok büyük bir istek duyma veya kendini zorlanmış hissetme
  5. Tekrar eden kullanım sonucu sorumluluklarını yerine getirememe (işte, okulda, evde)

 

  1. Olumsuz etkilerine rağmen kullanıma devam etme (toplumsal ve kişiler arası sorunlar)
  2. Kullanımdan dolayı günlük etkinliklerin bırakılması veya azaltılması (iş, eğlence vb.)
  3. Tehlikeli olabilecek durumlarda dahi kullanmaya devam etme
  4. Olumsuz bedensel veya ruhsal etkilerinin bilinmesine rağmen kullanmayı sürdürme
  5. Maddeye tolerans gelişmiş olması

 

  • İstenen etkinin ortaya çıkması için artan madde gereksinimi
  • Aynı miktarda maddenin sürekli kullanımı sonucu etkisinin azalması durumu

 

  • Yoksunluk belirtileri (Bulantı, uykusuzluk, kusma, sinirlilik, bunaltı, huzursuzluk, saldırganlık, ishal, terleme, titreme, kas sızıları, ateş vb.). Her madde yoksunluk belirtisi göstermez.

 

  • 1 yıl içinde bulguların 2 veya 3’ü varsa HAFİF, 4 veya 5’i varsa ORTA, 6 veya daha fazlası varsa ŞİDDETLİ kabul edilir. 

MADDE ÇEŞİTLERİ

1)Alkol

2)Kafein

3)Kenevir (esrar)

4)Varsandıranlar (LSD, meskalin, fensiklidin vb.)

5)Uçucular (tiner, benzin, gazolin, bali vb.)

6)Opiyatlar (morfin, eroin, kodein, metadon vb.)

7)Dinginleştirici, uyutucu ve kaygı gidericiler (diazepam, klorazepat vb.)

8)Uyarıcılar (amfetamin, ekstazi, kokain vb.)

9)Tütün

10)Diğer bilinmeyen maddeler 

BAĞIMLILIK NEDİR?

  • Bağımlılık insanın dürtülerini kontrol edememesi sonrasında bir nesneye veya olguya aşırı muhtaç hale gelmesidir.
  • Kişi bu nesneler olmaksızın hayatını sürdüremeyeceğini, verimli olamayacağını ve işe yaramayacağını düşünür.
  • Bağımlılığın oluşmasında çevresel ve sosyal etmenler rol oynamaktadır.
  • Kişi, ilk başta deneme amaçlı bir şeye başlayabilir, daha sonra sosyalleşmek için kullanır fakat bu durum kötüye kullanım olarak devam eder ve kişi, o nesneye bağımlı olur.
  • Bağımlılığı besleyen en önemli etken keyif verici bir dış unsurun varlığıdır.
  • Bağımlılık yapan maddenin en önemli özelliği kişiyi kaygıdan ve gerginlikten uzaklaştırabilme gücü ve keyif verici olmasıdır.
  • En yüksek risk grubu olan gençlerdir.
  • Genç bir insan doğal gelişim çatışmaları ve bu çatışmalarının neden-sonuç ilişkileriyle uğraşırken genellikle en kestirme ve en zahmetsiz yolu seçer.
  • Çatışmadan doğan gerginlik sırasında gencin keyif aldığı en küçük anlar bile çok kıymetlidir.
  • İlginin bağımlılığa dönüşmesi daha çok davranışsal bağımlılıklar ile alkol, sigara bağımlılığında görülür.
  • Madde kullanımında süreç kaçış sonucu bağımlılığa itilmek şeklindedir

BAĞIMLILIĞA YATKIN KİŞİLİKLER

  • Araştırmalara göre alkol bağımlılarında anti-sosyal kişilik, anti-sosyal davranış oranı %30 civarındadır.
  • Takıntılı (obsesif) kişilik çok daha yaygındır. MükemmelliyetÇi, titiz, ‘ya hep ya hiç’ modunda yaşayan, aşırı kontrolcü, detaycı kişiliklerde bağımlılık riski daha yüksek.
  • Travmatik yaşam olayları sonrasında sıkıntıları gidermek için alkol ve maddeye başvurma yaygın bir davranıştır. Orta karar içme veya sosyal içicilik düzeyinden çok kısa bir süre sonra şişenin dibini getirir hale gelirler.
  • Bağımlı, çekingen kişiliklerde ve sosyal fobikler de toplum içinde cesaretli olabilmek için alkol ve maddeye başvurabilirler.
  • Şizofreni, Depresyon, Kaygı Bozukluğunda sıkıntıyı azaltmak uyuyabilmek için alkol alarak ve potansiyel bağımlı durumuna gelebilir.

BAĞIMLILARIN ORTAK NOKTALARI

  • Hayatlarının bir döneminde travma olması
  • Madde kullanımı tetikleyici bir olay, ayrılık, yas süreci
  • Madde ve alkol kullanımı öncesinde çok başarılı insanlar, işlerini çok iyi yapan, saygın ve mükemmelliyetçi insanlar
  • Kontrolsüz cinsel yaşantılar (madde alımı sırasında)
  • Her şeyi uçlarda yaşayabilenler

BAĞIMLILIK TIBBİ BİR DURUMDUR

  • Bağımlılık ahlaki değil tıbbi bir durumdur
  • Bağımlılık tedavisinde en önemli ihtiyaç sosyal destek ve sahiplenmedir
  • Bağımlılık yapan maddeler dil, din, ırk, etnik köken, kültür, cinsiyet, eğitim seviyesi, meslek, sosyoekonomik durum farkı olmaksızın herkeste görülebilir
  • Madde kullanan kişi; gece sıklıkla geç gelmeye başlar, evin kurallarını ihlal etmeye başlar, öfkeli ve tahammülsüzdür, ders başarısı düşer, okuldan sıkça şikâyet geliyorsa, davranışları pervasızlaşabilir, zayıflar ve bitkinleşir, mutsuzdur, kötü arkadaş edinmeye başlayabilir, gizli telefon görüşmeleri sonrasında dışarı çıkabilir, dalgın ve unutkandır.
  • Sadece kol muayenesiyle madde kullanımı tespiti yapılamaz. Sık sık burnunu çekebilir, gözleri kızarır ve yaşarır, bir rahatsızlık olmadığı halde çantasında göz damlası taşıyabilir.
  • Madde bağımlılığı ile mücadelede ilk adım çok önemlidir.
  • Birey bağımlı olduklarını kolayca kabul etmez
  • Kesin bir şekilde tespit ettiyseniz vakit geçirmeksizin bir psikiyatri uzmanına başvurunuz. Yakınınızı, çocuğunuzu tedavi olmaya ikna etmenin yollarını ve tedavi aşamalarını öğrenerek, bir uzmanla birlikte hareket ediniz.

FİZYOLOJİK VE PSİKOLOJİK BAĞIMLILIK

1-FİZİKSEL BAĞIMLILIK:

  • Maddenin varlığına karşı duyulan fiziksel bir ihtiyaçtır.
  • Madde vücuda alınmadığı takdirde bulantı, kusma, terleme, titreme ve üşüme gibi olumsuz belirtiler ortaya çıkabilir.

2-PSİKOLOJİK BAĞIMLILIK:

  • Maddeye alışma, arzu etme, onsuz yapamayacağına inanma halidir.
  • Madde alınmadığı taktirde anksiyete, sinirlilik gibi psikolojik belirtiler ortaya çıkabilir.
  • Fizyolojik (fiziksel) bağımlılık ve psikolojik bağımlılık kişide aynı anda görülebilir ve fizyolojik bağımlılığın tedavisi, psikolojik bağımlılığa oranla daha kolaydır çünkü psikolojik bağımlılıktan kurtulma kişinin isteğine bağlıdır ve uzun terapi süreci gerektirir.

BAĞIMLILIK ÇEŞİTLERİ

1-ALKOL BAĞIMLILIĞI:

  • Kişinin alkol tüketimi, sosyal içici düzeyindeyse ve bazen iş, aile ve sosyal çevresine zarar verecek boyutta olsa bile buna bağımlılık denemez.
  • Bağımlılık oluşması için kişinin alkol tüketimini alması gereken dozun üstünde alması gerekir.
  • Bağımlılık tanımı, hem düzenli olarak yüksek dozda alkol tüketimi, hem de dipsomani (belirli bir süre ara verdikten sonra tekrar yüksek dozda alkol tüketimine başlamak) için geçerlidir.
  • YASAL LİMİT:Türkiye’de yasal alkol limiti 0.50 promildir.

 

Alkolün Oranlarla Vücuda Etkileri:

-  2 Bira (60 promil): Vücutta deri kızarıklığına neden olur, aynı zamanda kişi, çok fazla konuşkan olur ve sağlıklı karar verme yetisi azalır.

-  3 Bira (60-90 promil): Kişide, öfori (neşe hali), kısıtlama kaybı, kas koordinasyonu bozukluğu görülür

-  4 Bira (100-190 promil): Kişide, düzensiz konuşma biçimi, şiddetli kas koordinasyonu bozukluğu, mide bulantısı, baş dönmesi, kol ve bacaklarda uyuşukluk görülür

-  8 Bira (200-290 promil): Uyuşukluk, bilinç kaybı, tutarsız konuşma, ve kusma görülür.

-  300 ve 390 promilden fazla alkol tüketimi durumunda kişi, komaya girebilir ve solunum sorunlarıyla karşılaşabilir.

2-SİGARA (NİKOTİN)  BAĞIMLILIĞI: 

  • Sigarada 4000’den  fazla kimyasal madde bulunur ve bu maddeler kalp ve damar hatalıkları, cilt sararması gibi etkilerinin yanı sıra lösemi, akciğer, dudak ve ağız, pankreas, rahim ağzı (serviks uteri), böbrek, yemek borusu, gırtlak, burun sinüsleri gibi kanser çeşitlerine neden olur.
  • Sigarayı her gün düzenli olarak yüksek dozda tüketen kişilere sigara bağımlısı denir ve esas bağımlılık yapan madde nikotindir.

3-OPİYAT (EROİN) BAĞIMLILIĞI:

  • Afyondan elde edilen ve genellikte burun yoluyla tüketilen maddeye eroin denir.
  • Bir-iki hafta düzenli olarak kullanıldığında kişi bağımlı olur ve bu durum duyarlılık durumuna göre değişebilir.
  • Hareketlerde ve konuşmalarda yavaşlama, sıcaklık hissi, uyuşukluk, rahatlama, göz bebeklerin küçülmesi, yüzde kızarıklık gibi olumsuz sonuçları vardır.
  • Kişi genellikle rahatlamak, ağrının azalması ve uyuşukluk hissi için kullanır.
  • Yüksek dozlarda alındığında ölüme yol açar (altın vuruş).

4-ESRAR (MARİJUANA) BAĞIMLILIĞI: 

  • Sarıkız, kuru, ot olarak da adlandırılmaktadır.
  • Esrarın sigara halinde içilmesi, ilk dakikalardan itibaren kalp atışlarının %20-50 oranında artmasına neden olmaktadır.
  • Sigara ile birlikte alındığında 30 dakika gibi bir sürede etki eder ve etkisi 3-4 saat sürer (kısa vadeli etki).
  • Esrarın yoksunluk belirtilerine yol açtığı belirlenmiştir.
  • Esrar, kenevir bitkisinden elde edilir ve genellikle sigara gibi sarılarak içilir.
  • Ağızdan alındığında ise daha az ve geç etki eder ve 12 saat etkisi sürer. Yüksek derecede haz verir, bellek sorunları, kalp hızında artış, anksiyete, panik atak ve paranoya gibi olumsuz etkileri vardır.
  • Esrar, cannabis sativa adı verilen hint keneviri bitkisinden oluşmaktadır.

5-KOKAİN BAĞIMLILIĞI:

  • Coca bitkisinin yapraklarından elde edilen doğal bir stimulantdır (uyaran).
  • Etkisi hemen elde edilir ve kısa sürede biter bu yüzden etkisinin devam etmesi için kişi düzenli olarak kokain kullanmaya devam eder ve böylece bağımlı hale gelir.
  • Deri altından, burunla soluma gibi yöntemlerle alınabilir.
  • Kokain, öfori (neşe), kendini iyi hissetme, uyku ve açlık hislerinde azalma gibi nedenlerde kullanılır ve bırakılması durumunda yoksunluk belirtileri (kusma, huzursuzluk, titreme, üşüme, anksiyete) kişiyi kokaini tekrar kullanmaya iter. Kullanılması durumunda ise uykusuzluk, halsizlik, saldırganlık, paranoid belirtiler, göz bebeklerinde büyüme, solunum sıkıntısı, kalp ritmi bozukluğu, halüsinasyonlar gibi olumsuz etkiler ortaya çıkar.

6-EXTACY BAĞIMLILIĞI:

  • MDMA (3,4-metilen dioksi metamfetamin) yani ecstasy (ekstazi) bir amfetamin türevidir.
  • Etkileri hem amfetaminlere, hem de halüsinojenik uyuşturucu maddelere benzer.
  • Üstünde kuş, fil vb. resimler bulunan tabletler biçiminde satılır.
  • Ağız yoluyla alınır ve daha çok eğlence yerlerinde bulunur.
  • Genellikte tablet ve kapsül şeklinde satılır.
  • İştahsızlık, uyku ihtiyacının azalması, huzursuzluk, mide bulantısı, kramp, gerginlik, kan basıncında ve vücut ısısında yükselme, kalp atışında artış ve ruhsal ve fiziksel tavır değişikliklerine sebep olmaktadır.
  • Uyarıcıdır ve enerjinin arttığı hissini verirken uyku ve yorgunluk hissini bloke eder, karşı cinse aşırı istek, algıda artış gibi etkileri vardır.
  • Kalp ritmi bozukluğuna, vücutta aşırı ısıya, kas ve motor koordinasyonu bozukluğuna, böbreklerde hasara neden olur.

8-KAFEİN BAĞIMLILIĞI:

  • Diğer bağımlılık yapan maddeler gibi kafein, özellikle çay, kahve, çikolata ve kola gibi yiyecek ve içecekler de fazla tüketildiğinde sağlığa zararlıdır.
  • Kafeinin, uyku ihtiyacını azaltma, dikkati toparlama gibi etkilerinden dolayı tüketim oranı çok yüksektir fakat bu tüketim aşırıya kaçtığı zaman ve alınmadığı taktirde huzursuzluk, dikkat eksikliği, uyku ihtiyacı, baş ağrısı, gibi psikolojik ve fizyolojik belirtiler ortaya çıkabilir.

9-UÇUCU MADDE BAĞIMLILIĞI: 

  • Tiner, benzin, bali, oje, saç spreyi, çakmak gazı olarak kullanılan bütan gazı, aseton, kuru temizlemede kullanılan maddeler vs. gibi uçucu maddelerin koklanması ve bunu sürekli yapma, bundan haz alma isteğine uçucu madde bağımlılığı denir.
  • Uçucu maddeler kolaylıkla bulunabilir çünkü bu maddelerin satılması yasaldır.
  • Ucuz olması nedeni ile de kullanımı yaygındır.
  • Düşük dozda soluma dahi bilinç ve duyu kaybına yol açar.
  • Uçucu madde koklayanlarda madde akciğer ile yer değiştirir ani ölümler sıklıkla meydana gelir ve ani ölümler beyin ve kalp üstüne olan etkilerinden dolayı ortaya çıkar.
  • Bağımlılık potansiyelleri yüksektir.
  • Uçucu maddeler klinik açıdan önemli sayılabilecek yoksunluk belirtilerine neden olmazlar.

10-YEME BAĞIMLILIĞI:

  • Yeme bağımlılığı, kişinin beden imajını beğenmemesine ve yemek yedikten sonra pişman olup rahatsızlık duymasına  rağmen yemek yemenin önüne geçememesidir.
  • Yemek yemeyi mutluyken, üzgünken veya stresliyken, her durumda sürdürmesidir. Patolojik yeme bozukluğu adı verilir.

BAĞIMLILIK DÖNGÜSÜ

-  Kişi bağımlı olmadan önce madde kullanmaya merak ya da baskıyla başlar ve bir defalık kullanımdan sonra aynı ortamda tekrar bulunma ya da yaşadığı hazzı tekrar yaşama isteğiyle maddeyi elde etmek ister ve kötüye kullanımdan sonra bağımlı olur.

-  Merakla başlayan bağımlılık hali, madde kullanmayı bırakmak istedikten veya bıraktıktan sonra dahi yoksunluk belirtileriyle veya uyarıcılar nedeniyle tekrar başlanabilir.

-  Hem uzman hem de aile desteğine ihtiyaç vardır.

  • Baskı veya kullanma isteği
  • Merak
  • Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi
  • Bir daha kullanmak istememe
  • Kendimi kontrol edebilirim, bağımlı olmam” düşüncesi
  • “İstersem bırakırım” düşüncesi
  • Maddeyi bırakamama
  • “Bırakmak zorundayım”
  • “Artık bırakacağım”
  • “Bıraktım bir daha başlamam”
  • RİSK FAKTÖRLERİ
  • Yaş, cinsiyet, ailesel faktörler, çevre, genetik, davranış bozuklukları, kişilik özellikleri, ekonomik sorunlar, işsizlik ve boşanmış aileler gibi faktörler kişinin bir maddeye veya nesneye bağımlı olmasını etkileyen risk faktörleridir.
  • Özellikle ergenlikteki kişilik yapısı, ailenin baskıcı veya ihmalkar yapısı çocuğun isyankar olmasıyla doğru orantılıdır
  • Arkadaş çevresinde madde kullanan kişiler varsa, madde kullanımına özenen genç bir defalık kullandıktan sonra bile bağımlı olabilir.
  • İşsizlik, ekonomik sorunlar, ailede madde kullanan bireylerin olması, psikolojik sorunlar, çevrede madde kullanan kişilerin bulunması kişiyi madde, alkol, veya diğer bağımlılık yapan madde kullanmaya itici faktörlerdir.

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELERİN ETKİLERİ

  • Dünya çapında birçok uyuşturucu madde çeşidi kullanılmaktadır.
  • Son yıllarda da ülkemizde de uyuşturucu madde kullanım oranları çok artmış, artık ilköğretim seviyelerine kadar düşmüştür.
  • Maddelerin çeşitliliğinin fazla olması, madde bağımlılığı terapilerinde sosyal çevre ile psikolojik bağımlılık dinamikleri ile başa çıkmanın zorluğu, uyuşturucu madde bağımlılığı ile savaşı zorlaştırmaktadır.

1-FİZİKİ ETKİLER:

  • Alkol, madde, internet, sigara, ve diğer bağımlılık yapan madde/nesnenin etkileri fiziki etkileri birbirinden farklıdır.
  • Örneğin, alkol bağımlılığı kişide sinir, şişmanlık, yüzde kızarıklık, yaparken, sigara bağımlılığı kilo kaybına, deri sararmasına, vb. gibi sonuçlara neden olabilir.
  • Birbirinden farklı etkilerin yanı sıra madde, alkol, nikotin ve uçucu maddeler ilk kullanmaya başlandığında kişide, kilo kaybı, içe kapanma, tedirginlik, gibi belirgin özellikler ortaya çıkar.
  • Özellikle ailelerin, değişiklikleri gözlemlemesi ve tedbirli olması bağımlılık oluşumunun engellenmesinde çok önemlidir.

      2-SOSYAL VE MADDİ ETKİLER:

  • Maddi kayıplar,
  • Aile içi huzursuzluk,
  • Sosyal çevreden uzaklaşma,
  • İş hayatında sorunlar,
  • Öz bakımın azalması,
  • Asosyal bir yaşam gibi olumsuz etkileri vardır.

 

Psikiyatrist & Psikoterapist
Uzm. Dr. Sevilay Zorlu
CETAD Antalya Bölge Temsilcisi
Aile Danışmanı
Çift Terapisti
Cinsel Terapist
Kognitif Davranışcı Terapist
Hipnoterapist (regresyon)
Sanat Terapisti

İletişim : 02423169899

https://neorezonansantalya.com/
www.antalyaterapipsikiyatri.com
www.antalyacinselterapi.com

 

Bu sitede bahsedilen REZONANS TERAPİLERİ ile ilgili açıklamalar, hastalık tanımları ve vücudun enerji sistemiyle ilgili verilen bilgiler, dünyada yayılmakta olan bir entegratif/holistik (tamamlayıcı/bütünsel) sağlık akımının yansımalarıdır. Ancak, bu sayfalarda anlatılanlar; klasik tıbbi yöntemler, tıbbi tedaviler ya da tedavi önerileri değildir. Bu sayfaları okuyan herkesin, bu sayfada yazılanların tıbbi bilgiler olmadığını; bunun yanında Rezonans terapileri, biorezonans,  homeopati, elektrohomeopati, renk terapileri, Bach çiçeklerinin bir tedavi olmadığını ve herhangi bir tedaviye alternatif olmadığını bilmesi önemlidir. Bahsedilen yöntemler, “TAMAMLAYICI VE DESTEKLEYİCİ TERAPİLER“ kapsamında algılanmalıdır.