Sosyal kaygı bozukluÄŸu olan insanlar sosyal ortamlarda veya performans gerektiren durumlarda olumsuz deÄŸerlendirilip aÅŸağılanacağı konusunda aşırı bir korku duyarlar. Bu kiÅŸiler, baÅŸkalarının kendilerini deÄŸerlendirileceÄŸi durumlardan sürekli olarak korkarlar. AÅŸağılanacaklarından tedirgin olurlar, utanç duyacakları ya da rezil olacakları biçimde davranmaktan korkarlar. Böyle korku duyulan ortamlarda aşırı düzeyde kendilerinin farkında olurlar. Kendilerini eleÅŸtirme eÄŸilimleri olan bu kiÅŸilerde kızarma, çarpıntı, terleme ve titreme gibi fiziksel belirtiler meydana gelir.
Bu tür sosyal kaygısı olan kiÅŸiler çok yoÄŸun endiÅŸe ve sıkıntı yaÅŸarlar ve düÅŸüncelerini ifade edecek kelimeleri bile bulmakta zorlanabilirler. Bu zorluk sonucu utanç ve aÅŸağılanma hissederler. Bazıları ise kızaracakları veya insanların fark edeceÄŸi biçimde seslerinin ya da ellerinin titreyeceÄŸi ve bu gibi olaylar sonucu yine utanacaklarından korkarlar. Bu belirtilerden herhangi birinin diÄŸer kiÅŸilerce fark edildiÄŸinde kaygıları iÅŸlevselliklerini bozacak düzeye dek artar.
DiÄŸer bir sosyal fobi de baÅŸkaları ile birlikte yemek yemedir. Kızarma ve terleme dışında bu kiÅŸilerin en büyük korkusu ellerinin titreme olasılığıdır. YiyeceÄŸi tabaklarından alıp ağızlarına götürürken elleri titrer ve üzerlerine dökerlerse bu durum belirgin hale gelir ve kiÅŸinin utanmasına ve kendini aÅŸağılanmış gibi hissetmesine yol açar.
Genel tuvaletleri kullanma da bir kısım insanlar için sosyal kaygı uyandıracak alanlardır. Erkekler pisuarın önünde iÅŸeyemediklerini hissettiklerini ve baÅŸkaları onların iÅŸemesini beklerken idrar yapmaktan kaygılandıklarını bildirmektedirler. Umumi tuvaletleri, idrar sesinin duyulabileceÄŸi endiÅŸesi ile kullanmaktan kaçınan kadınlar da çok zorunlu olup da tuvalete girdiklerinde suyu açtıklarını, böylece idrar sesini duyulmaz hale getirdiklerini bildirmektedirler.
Sosyal kaygı bozukluÄŸunda ortak olan tema, sosyal durumlarda kötü performans gösterme korkusudur. Utanma veya rezil olma konusunda kaygı duyduÄŸunda hastalar sıklıkla fizyolojik belirtilerden yakınırlar. Sosyal bir ortama girdiklerinde sıklıkla kalp çarpıntısı, terleme, kızarma ve el titremesi meydana gelir. Kendi belirtilerini ve sosyal kaygılarını gerçekte olduÄŸundan daha abartılı yaÅŸarlar ve genelde red edilmeye karşı aşırı duyarlıdırlar. Depresyonları arttıkça bu duyarlılıkları da artış gösterir. BaÅŸkalarının düÅŸünceleri konusuna yoÄŸunlaÅŸtıkları için sıklıkla onların görüÅŸlerini ya yanlış yorumlar veya abartırlar. Birçok insana göre olumsuz algılanma korkuları daha ÅŸiddetlidir. Genellikle bu kiÅŸilerin benlik saygısı düÅŸüktür çünkü aşırı kaygıları veya kendi uygunsuz davranışları ve bunların yaÅŸamları üzerindeki etkisi konusunda içgörüleri tamdır.
Kişileri kaygılandıran ve korkutan koşullardan bazıları:
Yapılan araÅŸtırmalar sosyal fobisi olan kiÅŸilerin tutarlı bir ÅŸekilde, kaygı ve korkularını arttıran bazı düÅŸünce biçimlerini kullandıklarını göstermektedir. Bu düÅŸünce biçimleri için 4 varsayım öne sürülmektedir:
1. Tehdit edici sosyal durumların olasılığını abartma,
2. Olumsuz yargı sonucu aşağılanma ve red inancı,
3. Tamamıyla kaygısız bir performans beklentisi,
4. Katı, mükemmeliyetçi ve kurallara harfiyen baÄŸlı olarak, gerçek dışı bir üstün performans beklentisi taşımaları.
Neo Rezonans hakkında detaylı bilgi için
Neo Rezonans Antalya
sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Copyright © 2015 Antalya Terapi Psikiyatri. Web Programlama - Maxantalya