AİLE İÇİ ŞİDDETTE BABANIN ROLÜ

AİLE İÇİ ŞİDDETTE BABANIN ROLÜ

aielicisiddetÇocuğun normal gelişimin streslerine ve güçlüklerine katlanabilmesi için dışarıdan (anne-bebek ikilisinin dışında) birine gereksinimi vardır. Bu kişinin, çocuğun ilişkilerle ilgili olarak neler yaşadığını düşünebilme, kavrayabilme ve geribildirimde bulunabilme yetisine sahip olması gerekir.

AİLE İÇİ ŞİDDETE MARUZ KALAN ÇOCUKLAR

AİLE İÇİ ŞİDDETE MARUZ KALAN ÇOCUKLAR

aile_iddetiKüçük çocuklar normal olarak, karanlık korkusu gibi “sıradan” anksiyetelerini bile, eğer “iyi davranırlarsa” gelecekte ödüllendirilecekleri şeklinde iyimser telafi edici doyum düşlemleriyle yatıştırırlar. Bu türden düşlemler, tehdit içeren durumlarda etkili bir biçimde iç rahatlatır. Kötüye kullanıma uğrayan çocuklar da benzer düzenekleri kullanırlar. Sevgi dolu ilişkileri ve gelecek mutlulukları hayal ederler. Ayrıca gerçeği disosiye edebilirler ya da çarpıtabilirler. Böylece bazı şeylerin olmadığına, fiziksel, duygusal ya da cinsel olarak kötüye kullananın güvendikleri anne ya da babaları değil, başka birisi olduğuna ya da olan bitenin o kadar da acı verici olmadığına kendilerini inandırabilirler.

KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILAN SALDIRGANLIK

KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILAN SALDIRGANLIK

ailesiddetSorunun can alıcı noktalarından bir diğeri, kuşaktan kuşağa aktarılma özelliğidir. Aile içinde şiddete maruz kalan çocukların çoğu, büyüdüklerinde şiddet uygulayan eşlere ya da ana babalara dönüşmeseler de, şiddet uygulayan yetişkinlerin büyük bölümünde çocuklukta aile içi şiddete maruz kalma öyküsü saptanmıştır. Kuşaktan kuşağa aktarılan, her zaman basitçe şiddetin kendisi değil, bu durumu çevreleyen duygusal atmosferdir. İçselleştirilen öfke, korku ve çökkünlük duyguları, kişinin tutum ve davranışlarını yaşam boyu etkileyebilmektedir. Şiddet ve ihmal sonucu oluşan ruhsal yapı, çoğu kez yine çeşitli biçimleriyle şiddeti doğuran bir saldırganlık kaynağı olabilmektedir.

YETİŞKİNLİKTE ŞİDDET GÖRME

YETİŞKİNLİKTE ŞİDDET GÖRME

aile_ii_iddet_grmeDiğer örseleyici yaşam olayları gibi, kötüye kullanımın da, her yaşa ve her bireye özgü uzun süreli yansımaları vardır ve bireyin intrapsişik kaynaklarını zorlayan bir durumdur.

Suçluluk, kendisinden öç alınacağı korkusu, ayrılma anksiyetesinin alevlenmesi ve narsisistik bütünlüğe tehdit, yetişkinlikte yaşanan şiddete verilen yanıtın psikolojik belirleyicilerinden bazılarıdır ve örselenmeye daha sonra verilen yanıtlara katkıda bulunurlar. Örselenmeden sonra sıklıkla görülen suçluluk duygusu, beklenmedik bilinçdışı saldırgan dürtülerin ortaya çıkmasıyla bağlantılı olabilir. Bu saldırgan dürtülerin harekete geçmesi ile özgüvende azalma arasında bir bağlantı olabilir. Çünkü bu dürtüler, üstbenlik beklentilerinin çiğnenmesine yol açmaktadır

AİLENİN YAŞAM DÖNGÜLERİ

YAAM_DNGSAileler farklı bireylerden oluşsa da genel olarak benzer süreçlerden geçerler ve bireylerin kişilikleri, aile içi ilişkilerin özellikleri,  alınan, verilen ve değişen rollere bağlı olarak bu süreçlerde çeşitli çatışmalar, tıkanmalar olabilir. Bazen hem aile bireyinin hem de ailenin işlevselliğini bozan psikiyatrik bozukluklar ortaya çıkabilir.

Aile yaşam dönemlerini, temel olarak altı başlıkta toplayabiliriz.

1.     Bekar, genç erişkinlik dönemi

Bu süreçte anne baba yeni neslin ayrılmasını kabullenme süreci yaşar. Kişi ait olunan aileden ayrılır, özel, yakın akran ilişkileri geliştirir, ve iş yaşamına katılır.İnsan yaşamındaki pek çok sorun, gencin yetişkinler topluluğunun bir üyesi olma sürecinde ortaya çıkar. Bu dönemde olup  bitenler insanın sosyal konumunu yaşamı boyunca etkileyebilir.